Hizb 49 - Juz 25 (الحزب ٤٩ - جزء ٢٥) (TR)

٤١ - فُصِّلَت

41 - Fussilat (TR)

اِلَيْہِ يُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَۃِ۝۰ۭ وَمَا تَخْرُجُ مِنْ ثَمَرٰتٍ مِّنْ اَكْمَامِہَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِہٖ۝۰ۭ وَيَوْمَ يُنَادِيْہِمْ اَيْنَ شُرَكَاۗءِيْ۝۰ۙ قَالُوْۗا اٰذَنّٰكَ۝۰ۙ مَا مِنَّا مِنْ شَہِيْدٍ۝۴۷ۚ
Ilayhi yuraddu AAilmu alssaAAati wama takhruju min thamaratin min akmamiha wama tahmilu min ontha wala tadaAAu illa biAAilmihi wayawma yunadeehim ayna shurakaee qaloo athannaka ma minna min shaheedin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kıyametin, ne vakit kopacağına dair bilgi, Allah'a aittir ve onun hükmü ve bilgisi olmadan meyveler, tomurcuklarından ve kabuklarından çıkamaz ve hiçbir kadın gebe kalamaz ve çocuğunu doğuramaz ve o gün, nerede şeriklerim diye nida edilir onlara da sana bildirdik zaten derler, bu hususta bir tanığımız bile yok.

47

وَضَلَّ عَنْہُمْ مَّا كَانُوْا يَدْعُوْنَ مِنْ قَبْلُ وَظَنُّوْا مَا لَہُمْ مِّنْ مَّحِيْصٍ۝۴۸
Wadalla AAanhum ma kanoo yadAAoona min qablu wathannoo ma lahum min maheesin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve önceden çağırdıkları putlar, gözlerinden kaybolup gitmiştir ve onlar, kaçıp sığınacakları bir yerleri olmadığını da iyideniyiye anlamışlardır.

48

لَا يَسْـَٔمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَاۗءِ الْخَيْرِ۝۰ۡوَاِنْ مَّسَّہُ الشَّرُّ فَيَــــُٔـــوْسٌ قَنُوْطٌ۝۴۹
La yasamu alinsanu min duAAai alkhayri wain massahu alshsharru fayaoosun qanootun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İnsan, hayır istemekten hiç usanmaz ve bir şerre uğrarsa da iyideniyiye yeise düşer, ümitsizliğe kapılıp gider.

49

وَلَىِٕنْ اَذَقْنٰہُ رَحْمَۃً مِّنَّا مِنْۢ بَعْدِ ضَرَّاۗءَ مَسَّـتْہُ لَيَقُوْلَنَّ ھٰذَا لِيْ۝۰ۙ وَمَاۗ اَظُنُّ السَّاعَۃَ قَاۗىِٕمَۃً۝۰ۙ وَّلَىِٕنْ رُّجِعْتُ اِلٰى رَبِّيْۗ اِنَّ لِيْ عِنْدَہٗ لَــلْحُسْنٰى۝۰ۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا بِمَا عَمِلُوْا۝۰ۡوَلَــنُذِيْقَنَّہُمْ مِّنْ عَذَابٍ غَلِيْظٍ۝۵۰
Walain athaqnahu rahmatan minna min baAAdi darraa massathu layaqoolanna hatha lee wama athunnu alssaAAata qaimatan walain rujiAAtu ila rabbee inna lee AAindahu lalhusna falanunabbianna allatheena kafaroo bima AAamiloo walanutheeqannahum min AAathabin ghaleethin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve andolsun ki bir sıkıntıdan sonra katımızdan bir rahmet tattırsak ona, bu der, zaten benim hakkım ve hiç sanmıyorum ki kıyamet kopsun ve andolsun ki Rabbimin tapısına dönüp varsam bile hiç şüphesiz, onun katında daha güzel bir lütuf var bana; artık biz de, andolsun ki kafir olanlara, neler yaptıklarını elbette haber veririz ve elbette onlara çok ağır azabı tattırırız.

50

وَاِذَاۗ اَنْعَمْنَا عَلَي الْاِنْسَانِ اَعْرَضَ وَنَاٰ بِجَانِبِہٖ۝۰ۚ وَاِذَا مَسَّہُ الشَّرُّ فَذُوْ دُعَاۗءٍ عَرِيْضٍ۝۵۱
Waitha anAAamna AAala alinsani aAArada wanaa bijanibihi waitha massahu alshsharru fathoo duAAain AAareedin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve insana bir nimet verdik mi yüz çevirir ve şükürden uzaklaşır ve eğer bir şerre uğrarsa uzunuzadıya dua eder durur.

51

قُلْ اَرَءَيْتُمْ اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللہِ ثُمَّ كَفَرْتُمْ بِہٖ مَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ ہُوَفِيْ شِقَاقٍؚبَعِيْدٍ۝۵۲
Qul araaytum in kana min AAindi Allahi thumma kafartum bihi man adallu mimman huwa fee shiqaqin baAAeedin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: Kur'an'ın Allah katından geldiğini görmüşseniz, sonra da ona kafir olmuşsanız haber verin bana, gerçeğe tamamıyla aykırı kalandan daha sapık kimdir ki?

52

سَنُرِيْہِمْ اٰيٰتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَفِيْۗ اَنْفُسِہِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَہُمْ اَنَّہُ الْحَقُّ۝۰ۭ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّہٗ عَلٰي كُلِّ شَيْءٍ شَہِيْدٌ۝۵۳
Sanureehim ayatina fee alafaqi wafee anfusihim hatta yatabayyana lahum annahu alhaqqu awalam yakfi birabbika annahu AAala kulli shayin shaheedun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yakında delillerimizi, alemde de göstereceğiz, kendi varlıklarında da, böylece sonucu, onlarca da apaçık anlaşılacaktır ki o, gerçektir şüphesiz; Rabbinin, her şeye tanık olması, yetmez mi sana?

53

اَلَاۗ اِنَّہُمْ فِيْ مِرْيَۃٍ مِّنْ لِّقَاۗءِ رَبِّہِمْ۝۰ۭ اَلَاۗ اِنَّہٗ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيْطٌ۝۵۴ۧ
Ala innahum fee miryatin min liqai rabbihim ala innahu bikulli shayin muheetun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İyice bil ki onlar, şüphe yok, Rablerine kavuşacaklarından şüphe etmedeler; iyice bil ki şüphe yok, o, her şeyi kuşatmış, kavramıştır.

54

٤٢ - ٱلشُّورىٰ

42 - Ash-Shura (TR)

حٰـمۗ۝۱ۚ
Hameem

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ha mim.

1

عۗسۗقۗ۝۲
AAaynseenqaf

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ayn sin kaaf.

2