Juz 16 (قال ألم) (TR)

١٨ - ٱلْكَهْف

18 - Al-Kahf (TR)

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَّكَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَطِيْعَ مَعِيَ صَبْرًا۝۷۵
Qala alam aqul laka innaka lan tastateeAAa maAAiya sabran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O, demedim miydi sana dedi, gerçekten de sen, benimle beraber bulunmaya dayanamazsın.

75

قَالَ اِنْ سَاَلْتُكَ عَنْ شَيْءٍؚبَعْدَہَا فَلَا تُصٰحِبْنِيْ۝۰ۚ قَدْ بَلَغْتَ مِنْ لَّدُنِّىْ عُذْرًا۝۷۶
Qala in saaltuka AAan shayin baAAdaha fala tusahibnee qad balaghta min ladunnee AAuthran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Musa, bundan sonra dedi, sana bir şey sorarsam benimle arkadaş olma artık, bir daha bir şey sorarsam benden ayrılmada gerçekten de mazursun.

76

فَانْطَلَقَا۝۰۪ حَتّٰۗي اِذَاۗ اَتَيَاۗ اَہْلَ قَرْيَـۃِۨ اسْـتَطْعَمَاۗ اَہْلَہَا فَاَبَوْا اَنْ يُّضَيِّفُوْہُمَا فَوَجَدَا فِـيْہَا جِدَارًا يُّرِيْدُ اَنْ يَّنْقَضَّ فَاَقَامَہٗ۝۰ۭ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْہِ اَجْرًا۝۷۷
Faintalaqa hatta itha ataya ahla qaryatin istatAAama ahlaha faabaw an yudayyifoohuma fawajada feeha jidaran yureedu an yanqadda faaqamahu qala law shita laittakhathta AAalayhi ajran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gene yola düştüler. Bir şehre geldiler, halkından yemek istedilerse de onları konuklayıp doyuran bir tek kişi bile çıkmadı. Orada bir duvar buldular, yıkılmak üzereydi. O zat, duvarı doğrulttu. Musa, dileseydin dedi, bu hizmete karşılık bir ücret alırdın.

77

قَالَ ھٰذَا فِرَاقُ بَيْنِيْ وَبَيْنِكَ۝۰ۚ سَاُنَبِّئُكَ بِتَاْوِيْلِ مَا لَمْ تَسْتَطِعْ عَّلَيْہِ صَبْرًا۝۷۸
Qala hatha firaqu baynee wabaynika saonabbioka bitaweeli ma lam tastatiAA AAalayhi sabran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O zat, işte dedi, seninle benim aramda artık ayrılık bu. Sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim sana.

78

اَمَّا السَّفِيْنَۃُ فَكَانَتْ لِمَسٰكِيْنَ يَعْمَلُوْنَ فِي الْبَحْرِ فَاَرَدْتُّ اَنْ اَعِيْبَہَا وَكَانَ وَرَاۗءَہُمْ مَّلِكٌ يَّاْخُذُ كُلَّ سَفِيْنَۃٍ غَصْبًا۝۷۹
Amma alssafeenatu fakanat limasakeena yaAAmaloona fee albahri faaradtu an aAAeebaha wakana waraahum malikun yakhuthu kulla safeenatin ghasban

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi, onu kusurlu bir hale getirmek istedim, çünkü ilerde bir padişah var, bütün gemileri zaptetmede.

79

وَاَمَّا الْغُلٰمُ فَكَانَ اَبَوٰہُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِيْنَاۗ اَنْ يُرْہِقَہُمَا طُغْيَانًا وَّكُفْرًا۝۸۰ۚ
Waamma alghulamu fakana abawahu muminayni fakhasheena an yurhiqahuma tughyanan wakufran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler. Bu çocuğun, onları azgınlığa ve kafirliğe sevketmesinden korktuk da öldürdük.

80

فَاَرَدْنَاۗ اَنْ يُّبْدِلَہُمَا رَبُّہُمَا خَيْرًا مِّنْہُ زَكٰوۃً وَّاَقْرَبَ رُحْمًا۝۸۱
Faaradna an yubdilahuma rabbuhuma khayran minhu zakatan waaqraba ruhman

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine temizlikte daha ileri, merhametçe daha duygulu bir çocuğu vermesini diledik.

81

وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلٰمَيْنِ يَتِيْمَيْنِ فِي الْمَدِيْنَۃِ وَكَانَ تَحْتَہٗ كَنْزٌ لَّہُمَا وَكَانَ اَبُوْہُمَا صَالِحًا۝۰ۚ فَاَرَادَ رَبُّكَ اَنْ يَّبْلُغَاۗ اَشُدَّہُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنْزَہُمَا۝۰ۤۖ رَحْمَۃً مِّنْ رَّبِّكَ۝۰ۚ وَمَا فَعَلْتُہٗ عَنْ اَمْرِيْ۝۰ۭ ذٰلِكَ تَاْوِيْلُ مَا لَمْ تَسْطِعْ عَّلَيْہِ صَبْرًا۝۸ۭۧ
Waamma aljidaru fakana lighulamayni yateemayni fee almadeenati wakana tahtahu kanzun lahuma wakana aboohuma salihan faarada rabbuka an yablugha ashuddahuma wayastakhrija kanzahuma rahmatan min rabbika wama faAAaltuhu AAan amree thalika taweelu ma lam tastiAA AAalayhi sabran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Duvarsa, şehirdeki iki yetim çocuğundu ve altında, onlara ait bir define vardı, babaları da temiz bir adamdı. Rabbin, onların ergenlik çağına gelmelerini ve definelerini çıkarıp elde etmelerini diledi. Bunları kendiliğimden yapmadım. İşte sabredemediğin şeylerin iç yüzü.

82

وَيَسْـــَٔـلُوْنَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِ۝۰ۭ قُلْ سَاَتْلُوْا عَلَيْكُمْ مِّنْہُ ذِكْرًا۝۸۳ۭ
Wayasaloonaka AAan thee alqarnayni qul saatloo AAalaykum minhu thikran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sana Zülkarneyn'i sorarlar. De ki: Ona ait haberleri de okuyalım size.

83

اِنَّا مَكَّنَّا لَہٗ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنٰہُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا۝۸۴ۙ
Inna makkanna lahu fee alardi waataynahu min kulli shayin sababan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Biz, gerçekten de onu yeryüzünde yerleştirip yüceltmiştik, her şeyin yolunayoradamına ait ne bilgi varsa vermiştik ona.

84