Ruku 244, Juz 15 (ٱلْرُكوع 244, جزء 15) (TR)

١٧ - ٱلْإِسْرَاء

17 - Al-Isra (TR)

وَلَقَدْ صَرَّفْــنَا فِيْ ہٰذَا الْقُرْاٰنِ لِيَذَّكَّرُوْا۝۰ۭ وَمَا يَزِيْدُہُمْ اِلَّا نُفُوْرًا۝۴۱
Walaqad sarrafna fee hatha alqurani liyaththakkaroo wama yazeeduhum illa nufooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Andolsun ki düşünüp ibret almaları için şu Kur'an'da bu meseleyi apaçık ve defalarca anlattık, fakat bu anlatış, onların ancak, gerçekten büsbütün uzaklaşmalarına sebep olmada.

41

قُلْ لَّوْ كَانَ مَعَہٗۗ اٰلِـہَۃٌ كَـمَا يَقُوْلُوْنَ اِذًا لَّابْتَغَوْا اِلٰى ذِي الْعَرْشِ سَبِيْلًا۝۴۲
Qul law kana maAAahu alihatun kama yaqooloona ithan laibtaghaw ila thee alAAarshi sabeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: Onların dedikleri gibi Allah'la beraber başka mabutlar da olsaydı o zaman elbette arş sahibine ulaşmak için bir yol, bir sebep araştırırlardı.

42

سُبْحٰنَہٗ وَتَعٰلٰى عَمَّا يَقُوْلُوْنَ عُلُوًّا كَبِيْرًا۝۴۳
Subhanahu wataAAala AAamma yaqooloona AAuluwwan kabeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Halbuki o, onların söylediklerinden tamamıyla münezzehtir, tamamıyla yücedir, büyüktür.

43

تُـسَبِّحُ لَہُ السَّمٰوٰتُ السَّـبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيْہِنَّ۝۰ۭ وَاِنْ مِّنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِہٖ وَلٰكِنْ لَّا تَفْقَہُوْنَ تَسْبِيْحَہُمْ۝۰ۭ اِنَّہٗ كَانَ حَلِــيْمًا غَفُوْرًا۝۴۴
Tusabbihu lahu alssamawatu alssabAAu waalardu waman feehinna wain min shayin illa yusabbihu bihamdihi walakin la tafqahoona tasbeehahum innahu kana haleeman ghafooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yedi gök ve yerle onlarda ne varsa hepsi, onu noksan sıfatlardan tenzih eder ve hiçbir şey yoktur ki ona hamdederek onu noksan sıfatlardan tenzih etmesin, yalnız siz, onların tesbih edişlerini anlayamazsınız. Şüphe yok ki o, azap etmede acele etmez, halimdir ve suçları örter.

44

وَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِيْنَ لَا يُؤْمِنُوْنَ بِالْاٰخِرَۃِ حِجَابًا مَّسْتُوْرًا۝۴۵ۙ
Waitha qarata alqurana jaAAalna baynaka wabayna allatheena la yuminoona bialakhirati hijaban mastooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde gereriz biz.

45

وَّجَعَلْنَا عَلٰي قُلُوْبِہِمْ اَكِنَّۃً اَنْ يَّفْقَہُوْہُ وَفِيْۗ اٰذَانِہِمْ وَقْرًا۝۰ۭ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَہٗ وَلَّوْا عَلٰۗي اَدْبَارِہِمْ نُفُوْرًا۝۴۶
WajaAAalna AAala quloobihim akinnatan an yafqahoohu wafee athanihim waqran waitha thakarta rabbaka fee alqurani wahdahu wallaw AAala adbarihim nufooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Anlamamaları için gönüllerine perdeler gerer, kulaklarına ağırlık veririz ve sen, Kur'an'da, Rabbini, bir olarak andın mı yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.

46

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُوْنَ بِہٖۗ اِذْ يَسْتَمِعُوْنَ اِلَيْكَ وَاِذْ ہُمْ نَجْوٰۗى اِذْ يَقُوْلُ الظّٰلِمُوْنَ اِنْ تَتَّبِعُوْنَ اِلَّا رَجُلًا مَّسْحُوْرًا۝۴۷
Nahnu aAAlamu bima yastamiAAoona bihi ith yastamiAAoona ilayka waith hum najwa ith yaqoolu alththalimoona in tattabiAAoona illa rajulan mashooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Biz, seni dinleyecekleri zaman asıl neyi dinliyeceklerini ve birbirleriyle gizlice konuşurlarken o zalimlerin, siz ancak büyülenmiş bir adama uymuşsunuz diyeceklerini pek iyi biliriz.

47

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوْا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوْا فَلَا يَسْتَطِيْعُوْنَ سَبِيْلًا۝۴۸
Onthur kayfa daraboo laka alamthala fadalloo fala yastateeAAoona sabeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.

48

وَقَالُوْۗا ءَ اِذَا كُنَّا عِظَامًا وَّرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوْثُوْنَ خَلْقًا جَدِيْدًا۝۴۹
Waqaloo aitha kunna AAithaman warufatan ainna lamabAAoothoona khalqan jadeedan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Biz dediler, kemik ve toz haline geldikten sonra mı yeniden halk edilecek, dirileceğiz?

49

قُلْ كُوْنُوْا حِجَارَۃً اَوْ حَدِيْدًا۝۵۰ۙ
Qul koonoo hijaratan aw hadeedan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: Taş, yahut demir olun.

50