Ruku 251, Juz 15 (ٱلْرُكوع 251, جزء 15) (TR)

١٧ - ٱلْإِسْرَاء

17 - Al-Isra (TR)

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوْسٰي تِسْعَ اٰيٰتٍؚبَيِّنٰتٍ فَسْــــَٔـلْ بَنِيْۗ اِسْرَاۗءِيْلَ اِذْ جَاۗءَہُمْ فَقَالَ لَہٗ فِرْعَوْنُ اِنِّىْ لَاَظُنُّكَ يٰمُوْسٰي مَسْحُوْرًا۝۱۰۱
Walaqad atayna moosa tisAAa ayatin bayyinatin faisal banee israeela ith jaahum faqala lahu firAAawnu innee laathunnuka ya moosa mashooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Andolsun ki biz, Musa'ya dokuz tane apaçık delil vermiştik; sor İsrailoğullarına; Musa, onlara gelince Firavun ya Musa demişti, şüphe yok ki ben seni büyülenmiş sanıyorum.

101

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَاۗ اَنْزَلَ ہٰۗؤُلَاۗءِ اِلَّا رَبُّ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضِ بَصَاۗىِٕرَ۝۰ۚ وَاِنِّىْ لَاَظُنُّكَ يٰفِرْعَوْنُ مَثْبُوْرًا۝۱۰۲
Qala laqad AAalimta ma anzala haolai illa rabbu alssamawati waalardi basaira wainnee laathunnuka ya firAAawnu mathbooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O da, sen de biliyorsun ki demişti, bunları, insanlara apaçık deliller olmak üzere ancak göklerin ve yeryüzünün Rabbi indirmiştir ve şüphe yok ki ey Firavun, ben de seni küfriyle helak olmuş sanıyorum.

102

فَاَرَادَ اَنْ يَّسْتَفِزَّہُمْ مِّنَ الْاَرْضِ فَاَغْرَقْنٰہُ وَ مَنْ مَّعَہٗ جَمِيْعًا۝۱۰۳ۙ
Faarada an yastafizzahum mina alardi faaghraqnahu waman maAAahu jameeAAan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onları Mısır'dan çıkarmayı kurunca onu da onunla beraber bulunanların hepsini de sulara boğduk.

103

وَّقُلْنَا مِنْۢ بَعْدِہٖ لِبَنِيْۗ اِسْرَاۗءِيْلَ اسْكُنُوا الْاَرْضَ فَاِذَا جَاۗءَ وَعْدُ الْاٰخِرَۃِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيْفًا۝۱۰۴ۭ
Waqulna min baAAdihi libanee israeela oskunoo alarda faitha jaa waAAdu alakhirati jina bikum lafeefan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve bundan sonra İsrailoğullarına dedik ki: Yeryüzünde oturun, eğleşin, ahiret hakkındaki vaadimizin yerine gelme zamanı çatınca hepinizi derleyip tapımıza getirirler.

104

وَبِالْحَـقِّ اَنْزَلْنٰہُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ۝۰ۭ وَمَاۗ اَرْسَلْنٰكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَّنَذِيْرًا۝۱۰۵ۘ
Wabialhaqqi anzalnahu wabialhaqqi nazala wama arsalnaka illa mubashshiran wanatheeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve biz Kur'an'ı hak ve gerçek olarak indirdik, o da hak ve gerçek hükümlerle indi ve seni de ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.

105

وَقُرْاٰنًا فَرَقْنٰہُ لِتَقْرَاَہٗ عَلَي النَّاسِ عَلٰي مُكْثٍ وَّنَزَّلْنٰہُ تَنْزِيْلًا۝۱۰۶
Waquranan faraqnahu litaqraahu AAala alnnasi AAala mukthin wanazzalnahu tanzeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bir Kur'an'dır ki onu insanlara duradura, yavaşyavaş okuman için ayetayet, suresure ayırdık ve onu azarazar indirdik.

106

قُلْ اٰمِنُوْا بِہٖۗ اَوْ لَا تُؤْمِنُوْا۝۰ۭ اِنَّ الَّذِيْنَ اُوْتُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِہٖۗ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْہِمْ يَخِرُّوْنَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًا۝۱۰۷ۙ
Qul aminoo bihi aw la tuminoo inna allatheena ootoo alAAilma min qablihi itha yutla AAalayhim yakhirroona lilathqani sujjadan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: İster inanın, ister inanmayın; bundan önce kendilerine bilgi verilenlere okundu mu onlar, yüzüstü kapanıp secde ediyorlar

107

وَّيَـقُوْلُوْنَ سُبْحٰنَ رَبِّنَاۗ اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُوْلًا۝۱۰۸
Wayaqooloona subhana rabbina in kana waAAdu rabbina lamafAAoolan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve noksan sıfatlardan münezzehtir Rabbimiz diyorlar, gerçekten de Rabbimizin vaadi, yerine gelmiştir.

108

وَيَخِرُّوْنَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُوْنَ وَيَزِيْدُہُمْ خُشُوْعًا۝۱۰۹۞
Wayakhirroona lilathqani yabkoona wayazeeduhum khushooAAan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ağlayaağlaya yüzüstü yere kapanıyorlar ve Kur'an'ı dinleyiş onların gönül alçaklığını ve itaatlerini arttırıyor.

109

قُلِ ادْعُوا اللہَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَ۝۰ۭ اَيًّا مَّا تَدْعُوْا فَلَہُ الْاَسْمَاۗءُ الْحُسْنٰى۝۰ۚ وَلَا تَجْـہَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِہَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَبِيْلًا۝۱۱۰
Quli odAAoo Allaha awi odAAoo alrrahmana ayyan ma tadAAoo falahu alasmao alhusna wala tajhar bisalatika wala tukhafit biha waibtaghi bayna thalika sabeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: İster Allah Adıyla dua edin, ister rahman adıyla, hangi adla dua ederseniz edin, gerçekten de bütün güzel adlar, onundur ve namazında pek yüksek sesle okuma, sesini pek de yavaşlatma, ikisinin arasında bir yol tut.

110