Ruku 262, Juz 16 (ٱلْرُكوع 262, جزء 16) (TR)

١٨ - ٱلْكَهْف

18 - Al-Kahf (TR)

وَيَسْـــَٔـلُوْنَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِ۝۰ۭ قُلْ سَاَتْلُوْا عَلَيْكُمْ مِّنْہُ ذِكْرًا۝۸۳ۭ
Wayasaloonaka AAan thee alqarnayni qul saatloo AAalaykum minhu thikran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sana Zülkarneyn'i sorarlar. De ki: Ona ait haberleri de okuyalım size.

83

اِنَّا مَكَّنَّا لَہٗ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنٰہُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا۝۸۴ۙ
Inna makkanna lahu fee alardi waataynahu min kulli shayin sababan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Biz, gerçekten de onu yeryüzünde yerleştirip yüceltmiştik, her şeyin yolunayoradamına ait ne bilgi varsa vermiştik ona.

84

فَاَتْبَعَ سَبَبًا۝۸۵
FaatbaAAa sababan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.

85

حَتّٰۗي اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَہَا تَغْرُبُ فِيْ عَيْنٍ حَمِئَۃٍ وَّوَجَدَ عِنْدَہَا قَوْمًا۝۰ۥۭ قُلْنَا يٰذَا الْقَرْنَيْنِ اِمَّاۗ اَنْ تُعَذِّبَ وَاِمَّاۗ اَنْ تَتَّخِذَ فِيْہِمْ حُسْـنًا۝۸۶
Hatta itha balagha maghriba alshshamsi wajadaha taghrubu fee AAaynin hamiatin wawajada AAindaha qawman qulna ya tha alqarnayni imma an tuAAaththiba waimma an tattakhitha feehim husnan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Nihayet güneşin battığı yere gelince görmüştü ki güneş, kara bir balçığa batmada ve orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen azaplandırırsın bunları, istersen iyilik edersin onlara.

86

قَالَ اَمَّا مَنْ ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُہٗ ثُمَّ يُرَدُّ اِلٰى رَبِّہٖ فَيُعَذِّبُہٗ عَذَابًا نُّكْرًا۝۸۷
Qala amma man thalama fasawfa nuAAaththibuhu thumma yuraddu ila rabbihi fayuAAaththibuhu AAathaban nukran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Dedi ki: Zulmedeni azaplandırırız, sonra da Rabbinin tapısına götürülür de Rabbi, onu şiddetli bir azaba uğratır.

87

وَاَمَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَہٗ جَزَاۗءَۨ الْحُسْنٰى۝۰ۚ وَسَنَقُوْلُ لَہٗ مِنْ اَمْرِنَا يُسْرًا۝۸۸ۭ
Waamma man amana waAAamila salihan falahu jazaan alhusna wasanaqoolu lahu min amrina yusran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Fakat inanan ve iyi iş işleyene güzel bir karşılık var ve biz ona emirlerimizden kolay olanını emredecek, o çeşit emirler vereceğiz.

88

ثُمَّ اَتْـبَـعَ سَبَبًا۝۸۹
Thumma atbaAAa sababan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra, bir yol daha tuttu.

89

حَتّٰۗي اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَہَا تَطْلُعُ عَلٰي قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَلْ لَّہُمْ مِّنْ دُوْنِہَا سِتْرًا۝۹۰ۙ
Hatta itha balagha matliAAa alshshamsi wajadaha tatluAAu AAala qawmin lam najAAal lahum min dooniha sitran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Da gidegide güneşin doğduğu yere vardı, orada öyle bir topluluk buldu ki onların güneşten başka hiçbir elbisesi yoktu, öyle bir topluluğa doğmadaydı güneş orada.

90

كَذٰلِكَ۝۰ۭ وَقَدْ اَحَطْنَا بِمَا لَدَيْہِ خُبْرًا۝۹۱
Kathalika waqad ahatna bima ladayhi khubran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Böyleydi işte bu, gerçekten de nesi var, nesi yoksa bilgimiz hepsine şamildir, hepsinden de haberdarız.

91

ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَبًا۝۹۲
Thumma atbaAAa sababan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra gene bir yol tuttu.

92