Ruku 291, Juz 17 (ٱلْرُكوع 291, جزء 17) (TR)

٢٢ - ٱلْحَجّ

22 - Al-Hajj (TR)

قُلْ يٰۗاَيُّہَا النَّاسُ اِنَّمَاۗ اَنَا لَكُمْ نَذِيْرٌ مُّبِيْنٌ۝۴۹ۚ
Qul ya ayyuha alnnasu innama ana lakum natheerun mubeenun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

De ki: Ey insanlar, ben ancak size, apaçık bir korkutucuyum.

49

فَالَّذِيْنَ اٰمَنُوْا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ لَہُمْ مَّغْفِرَۃٌ وَّرِزْقٌ كَرِيْمٌ۝۵۰
Faallatheena amanoo waAAamiloo alssalihati lahum maghfiratun warizqun kareemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İnanan ve iyi işlerde bulunanlaradır yarlıganmak ve güzel bir rızık.

50

وَالَّذِيْنَ سَعَوْا فِيْۗ اٰيٰتِنَا مُعٰجِزِيْنَ اُولٰۗىِٕكَ اَصْحٰبُ الْجَحِيْمِ۝۵۱
Waallatheena saAAaw fee ayatina muAAajizeena olaika ashabu aljaheemi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Delillerimize karşı gelmeye uğraşanlara gelince: Onlar, alevalev yanan cehennemin ehlidir.

51

وَمَاۗ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَّسُوْلٍ وَّلَا نَبِيٍّ اِلَّاۗ اِذَا تَـمَنّٰۗي اَلْقَى الشَّيْطٰنُ فِيْۗ اُمْنِيَّتِہٖ۝۰ۚ فَيَنْسَخُ اللہُ مَا يُلْقِي الشَّيْطٰنُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللہُ اٰيٰتِہٖ۝۰ۭ وَاللہُ عَلِيْمٌ حَكِيْمٌ۝۵۲ۙ
Wama arsalna min qablika min rasoolin wala nabiyyin illa itha tamanna alqa alshshaytanu fee omniyyatihi fayansakhu Allahu ma yulqee alshshaytanu thumma yuhkimu Allahu ayatihi waAllahu AAaleemun hakeemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve senden önce, şeriat sahibi veya başkasının şeriatine uymuş hiçbir peygamber göndermedik ki o, bir şey dilediği zaman Şeytan, onun dileğine bir fitne katmaya uğraşmasın. Fakat Allah, Şeytan'ın katmak istediği şeyi bozar, sonra da ayetlerini sağlamlaştırır ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

52

لِّيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطٰنُ فِتْنَۃً لِّلَّذِيْنَ فِيْ قُلُوْبِہِمْ مَّرَضٌ وَّالْقَاسِـيَۃِ قُلُوْبُہُمْ۝۰ۭ وَاِنَّ الظّٰلِـمِيْنَ لَفِيْ شِقَاقٍؚبَعِيْدٍ۝۵۳ۙ
LiyajAAala ma yulqee alshshaytanu fitnatan lillatheena fee quloobihim maradun waalqasiyati quloobuhum wainna alththalimeena lafee shiqaqin baAAeedin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bu da, Şeytan'ın katmak istediği şeyi, gönüllerinde hastalık olanlarla yürekleri katı bulunanlara bir sınama yapmak içindir ve şüphe yok ki zalimler, gerçekten pek uzak bir ayrılık içindedir.

53

وَّلِيَعْلَمَ الَّذِيْنَ اُوْتُوا الْعِلْمَ اَنَّہُ الْحَقُّ مِنْ رَّبِّكَ فَيُؤْمِنُوْا بِہٖ فَتُخْبِتَ لَہٗ قُلُوْبُہُمْ۝۰ۭ وَاِنَّ اللہَ لَہَادِ الَّذِيْنَ اٰمَنُوْۗا اِلٰى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيْمٍ۝۵۴
WaliyaAAlama allatheena ootoo alAAilma annahu alhaqqu min rabbika fayuminoo bihi fatukhbita lahu quloobuhum wainna Allaha lahadi allatheena amanoo ila siratin mustaqeemin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

- Bir de bu suretle kendilerine bilgi verilenler, bilirler ki Kur'an, Rabbinden gelen bir gerçektir ve artık inanırlar ona, gönülleri, onunla tevazuya erişir ve şüphe yok ki Allah, inananları elbette doğru yola sevk eder.

54

وَلَا يَزَالُ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا فِيْ مِرْيَۃٍ مِّنْہُ حَتّٰى تَاْتِيَہُمُ السَّاعَۃُ بَغْتَۃً اَوْ يَاْتِيَہُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيْمٍ۝۵۵
Wala yazalu allatheena kafaroo fee miryatin minhu hatta tatiyahumu alssaAAatu baghtatan aw yatiyahum AAathabu yawmin AAaqeemin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kafir olanlarsa, kıyamet gelip çatmadıkça, yahut o kısır gün, onlara gelmedikçe onun hakkında şüphe etmekten kurtulamazlar.

55

اَلْمُلْكُ يَوْمَىِٕذٍ لِّلہِ۝۰ۭ يَحْكُمُ بَيْنَہُمْ۝۰ۭ فَالَّذِيْنَ اٰمَنُوْا وَ عَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ فِيْ جَنّٰتِ النَّعِيْمِ۝۵۶
Almulku yawmaithin lillahi yahkumu baynahum faallatheena amanoo waAAamiloo alssalihati fee jannati alnnaAAeemi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O gün, saltanat ve tasarruf, Allah'ındır, aralarını hükmeder o, inanıp iyi işlerde bulunanlar, nimetlerle dolu cennetlerdedir.

56

وَالَّذِيْنَ كَفَرُوْا وَكَذَّبُوْا بِاٰيٰتِنَا فَاُولٰۗىِٕكَ لَہُمْ عَذَابٌ مُّہِيْنٌ۝۵۷ۧ
Waallatheena kafaroo wakaththaboo biayatina faolaika lahum AAathabun muheenun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kafir olup delillerimizi yalanlayanlarsa, onlar içindir horlayan, aşağılatan azap.

57