Ruku 297, Juz 18 (ٱلْرُكوع 297, جزء 18) (TR)

٢٣ - ٱلْمُؤْمِنُون

23 - Al-Mu'minoon (TR)

وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِہِ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا وَكَذَّبُوْا بِلِقَاۗءِ الْاٰخِرَۃِ وَاَتْرَفْنٰہُمْ فِي الْحَيٰوۃِ الدُّنْيَا۝۰ۙ مَا ھٰذَاۗ اِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ۝۰ۙ يَاْكُلُ مِمَّا تَاْكُلُوْنَ مِنْہُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُوْنَ۝۳۳۠ۙ
Waqala almalao min qawmihi allatheena kafaroo wakaththaboo biliqai alakhirati waatrafnahum fee alhayati alddunya ma hatha illa basharun mithlukum yakulu mimma takuloona minhu wayashrabu mimma tashraboona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kavminin ileri gelenlerinden kafir olanlar ve ahirete ulaşmayı yalanlayanlar, onlara dünya yaşayışında nimetler verdiğimiz halde bu dediler, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğiniz şeylerden o da yemekte ve içtiğiniz şeylerden o da içmekte.

33

وَلَىِٕنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِّثْلَكُمْ۝۰ۙ اِنَّكُمْ اِذًا لَّخٰسِرُوْنَ۝۳۴ۙ
Walain ataAAtum basharan mithlakum innakum ithan lakhasiroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz o zaman gerçekten de ziyan edersiniz.

34

اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَّعِظَامًا اَنَّكُمْ مُّخْــرَجُوْنَ۝۳۵۠ۙ
AyaAAidukum annakum itha mittum wakuntum turaban waAAithaman annakum mukhrajoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ölüp toprak ve kemik kesildikten sonra kabirden çıkacağınızı mı vaadediyor size?

35

ہَيْہَاتَ ہَيْہَاتَ لِمَا تُوْعَدُوْنَ۝۳۶۠ۙ
Hayhata hayhata lima tooAAadoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Size vaadedilen şey, gerçekten ne de uzak, ne de uzak.

36

اِنْ ہِىَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوْتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوْثِيْنَ۝۳۷۠ۙ
In hiya illa hayatuna alddunya namootu wanahya wama nahnu bimabAAootheena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yaşayış, ancak şu dünyadaki yaşayışımızdan ibaret; ölürüz, yaşarız ve tekrar dirilmeyiz biz.

37

اِنْ ہُوَ اِلَّا رَجُلُۨ افْتَرٰى عَلَي اللہِ كَذِبًا وَّمَا نَحْنُ لَہٗ ￀مِنِيْنَ۝۳۸
In huwa illa rajulun iftara AAala Allahi kathiban wama nahnu lahu bimumineena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bu, ancak yalan yere Allah'a iftira eden bir adam ve biz, ona inanmayız.

38

قَالَ رَبِّ انْصُرْنِيْ بِمَا كَذَّبُوْنِ۝۳۹
Qala rabbi onsurnee bima kaththabooni

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Rabbim dedi, beni yalanlamalarına karşı sen yardım et bana.

39

قَالَ عَمَّا قَلِيْلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نٰدِمِيْنَ۝۴۰ۚ
Qala AAamma qaleelin layusbihunna nadimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Tanrı, az bir zamanda dedi, herhalde nadim olacaklar.

40

فَاَخَذَتْہُمُ الصَّيْحَۃُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنٰہُمْ غُثَاۗءً۝۰ۚ فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظّٰلِــمِيْنَ۝۴۱
Faakhathathumu alssayhatu bialhaqqi fajaAAalnahum ghuthaan fabuAAdan lilqawmi alththalimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helak ediverdik de selle sürüklenip gelen çerçöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

41

ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْۢ بَعْدِہِمْ قُرُوْنًا اٰخَرِيْنَ۝۴۲ۭ
Thumma anshana min baAAdihim quroonan akhareena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.

42