Ruku 327, Juz 19 (ٱلْرُكوع 327, جزء 19) (TR)

٢٧ - ٱلنَّمْل

27 - An-Naml (TR)

طٰسۗ۝۰ۣ تِلْكَ اٰيٰتُ الْقُرْاٰنِ وَكِتَابٍ مُّبِيْنٍ۝۱ۙ
Taseen tilka ayatu alqurani wakitabin mubeenin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ta sin, bunlardır Kur'an'ın, gerçekle batılı açıklayan kitabın ayetleri.

1

ہُدًى وَّبُشْرٰي لِلْمُؤْمِنِيْنَ۝۲ۙ
Hudan wabushra lilmumineena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Doğru yolu gösterir ve müjdedir inananlara.

2

الَّذِيْنَ يُقِيْمُوْنَ الصَّلٰوۃَ وَيُؤْتُوْنَ الزَّكٰوۃَ وَہُمْ بِالْاٰخِرَۃِ ہُمْ يُوْقِنُوْنَ۝۳
Allatheena yuqeemoona alssalata wayutoona alzzakata wahum bialakhirati hum yooqinoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O inananlara ki namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler ve onlardır ahirete adamakıllı inananlar.

3

اِنَّ الَّذِيْنَ لَا يُؤْمِنُوْنَ بِالْاٰخِرَۃِ زَيَّنَّا لَہُمْ اَعْمَالَہُمْ فَہُمْ يَعْمَہُوْنَ۝۴ۭ
Inna allatheena la yuminoona bialakhirati zayyanna lahum aAAmalahum fahum yaAAmahoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Âhirete inanmayanların işledikleri işleri bezedik de artık onlar, şaşkın bir halde kalakaldılar.

4

اُولٰۗىِٕكَ الَّذِيْنَ لَہُمْ سُوْۗءُ الْعَذَابِ وَہُمْ فِي الْاٰخِرَۃِ ہُمُ الْاَخْسَرُوْنَ۝۵
Olaika allatheena lahum sooo alAAathabi wahum fee alakhirati humu alakhsaroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onlar, o kişilerdir ki onlarındır kötü azap ve onlardır ahirette en fazla ziyan edenlerin ta kendileri.

5

وَاِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْاٰنَ مِنْ لَّدُنْ حَكِيْمٍ عَلِيْمٍ۝۶
Wainnaka latulaqqa alqurana min ladun hakeemin AAaleemin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve şüphe yok ki sen, Kur'an'ı, hüküm ve hikmet sahibinin, her şeyi bilenin katından almadasın.

6

اِذْ قَالَ مُوْسٰي لِاَہْلِہٖۗ اِنِّىْۗ اٰنَسْتُ نَارًا۝۰ۭ سَاٰتِيْكُمْ مِّنْہَا بِخَــبَرٍ اَوْ اٰتِيْكُمْ بِشِہَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُوْنَ۝۷
Ith qala moosa liahlihi innee anastu naran saateekum minha bikhabarin aw ateekum bishihabin qabasin laAAallakum tastaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

An o zamanı, hani Musa, eşine demişti: Gerçekten de ben bir ateş görüyorum, ya gider, size bir haber getiririm oradan, yahut bir kor getiririm de ısınırsınız.

7

فَلَمَّا جَاۗءَہَا نُوْدِيَ اَنْۢ بُوْرِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَہَا۝۰ۭ وَسُبْحٰنَ اللہِ رَبِّ الْعٰلَمِيْنَ۝۸
Falamma jaaha noodiya an boorika man fee alnnari waman hawlaha wasubhana Allahi rabbi alAAalameena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Oraya gelince nida edildi: Ateşteki melekler de gerçekten kutlanmıştır, çevresindeki Musa da ve münezzehtir noksan sıfatlardan alemlerin Rabbi Allah.

8

يٰمُوْسٰۗي اِنَّہٗۗ اَنَا اللہُ الْعَزِيْزُ الْحَكِيْمُ۝۹ۙ
Ya moosa innahu ana Allahu alAAazeezu alhakeemu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ey Musa, gerçek olan şey şu ki: Benim üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah.

9

وَاَلْقِ عَصَاكَ۝۰ۭ فَلَمَّا رَاٰہَا تَہْتَزُّ كَاَنَّہَا جَاۗنٌّ وَّلّٰى مُدْبِرًا وَّلَمْ يُعَقِّبْ۝۰ۭ يٰمُوْسٰي لَا تَخَفْ۝۰ۣ اِنِّىْ لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُوْنَ۝۱۰ۤۖ
Waalqi AAasaka falamma raaha tahtazzu kaannaha jannun walla mudbiran walam yuAAaqqib ya moosa la takhaf innee la yakhafu ladayya almursaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve at sopanı. Musa, sopayı tıpkı bir yılan gibi kıvranıyor görünce arkasını dönüp kaçmıştı ve geriye de dönmemişti. Ey Musa dendi, korkma, şüphe yok, ben öyle bir mabudum ki korkmazlar benim katımda peygamberler.

10