Ruku 440, Juz 26 (ٱلْرُكوع 440, جزء 26) (TR)

٤٦ - ٱلْأَحْقَاف

46 - Al-Ahqaf (TR)

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍ۝۰ۭ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَہٗ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْۢ بَيْنِ يَدَيْہِ وَمِنْ خَلْفِہٖۗ اَلَّا تَعْبُدُوْۗا اِلَّا اللہَ۝۰ۭ اِنِّىْۗ اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيْمٍ۝۲۱
Waothkur akha AAadin ith anthara qawmahu bialahqafi waqad khalati alnnuthuru min bayni yadayhi wamin khalfihi alla taAAbudoo illa Allaha innee akhafu AAalaykum AAathaba yawmin AAatheemin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve an Âd'ın kardeşini, hani kavmini Ahkaaf'ta korkutmuştu ve ondan önce ve ondan sonra gelip geçen korkutucular da, ancak Allah'a kulluk edin diye korkutmuşlardı; o da öyle demiş ve şüphe yok ki ben demişti, o pek büyük günün azabına uğrayacağınızdan korkuyorum.

21

قَالُوْۗا اَجِئْتَـنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ اٰلِہَتِنَا۝۰ۚ فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَاۗ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصّٰدِقِيْنَ۝۲۲
Qaloo ajitana litafikana AAan alihatina fatina bima taAAiduna in kunta mina alssadiqeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onlar, sen demişlerdi, bizi mabutlarımızdan vaz geçirmeye mi geldin, doğru söyleyenlerdensen bize vaadettiğini getir başımıza artık.

22

قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اؘ۝۰ۡۖ وَاُبَلِّغُكُمْ مَّاۗ اُرْسِلْتُ بِہٖ وَلٰكِنِّىْۗ اَرٰىكُمْ قَوْمًا تَجْـہَلُوْنَ۝۲۳
Qala innama alAAilmu AAinda Allahi waoballighukum ma orsiltu bihi walakinnee arakum qawman tajhaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Demişti ki: Azabın ne vakit geleceğine dair bilgi, ancak Allah katındadır ve ben neyle gönderilmişsem onu tebliğ ediyorum size ve fakat görüyorum ki siz, bilgisiz bir topluluksunuz.

23

فَلَمَّا رَاَوْہُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ اَوْدِيَــتِہِمْ۝۰ۙ قَالُوْا ھٰذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا۝۰ۭ بَلْ ہُوَمَا اسْـتَعْــجَلْتُمْ بِہٖ۝۰ۭ رِيْحٌ فِيْہَا عَذَابٌ اَلِيْمٌ۝۲۴ۙ
Falamma raawhu AAaridan mustaqbila awdiyatihim qaloo hatha AAaridun mumtiruna bal huwa ma istaAAjaltum bihi reehun feeha AAathabun aleemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O bulutun, vadilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.

24

تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍؚبِاَمْرِ رَبِّہَا فَاَصْبَحُوْا لَا يُرٰۗى اِلَّا مَسٰكِنُہُمْ۝۰ۭ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِيْنَ۝۲۵
Tudammiru kulla shayin biamri rabbiha faasbahoo la yura illa masakinuhum kathalika najzee alqawma almujrimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bir azap var ki Rabbinin emriyle her şeyi mahvedip gider, derken hepsi de helak olup gitti, öyle bir güne erdiler ki evlerinden başka hiçbir şey görülmez oldu. İşte böylece cezalandırırız mücrim topluluğu.

25

وَلَقَدْ مَكَّنّٰہُمْ فِيْمَاۗ اِنْ مَّكَّنّٰكُمْ فِيْہِ وَجَعَلْنَا لَہُمْ سَمْعًا وَّاَبْصَارًا وَّاَفْـــِٕدَۃً۝۰ۡۖ فَمَاۗ اَغْنٰى عَنْہُمْ سَمْعُہُمْ وَلَاۗ اَبْصَارُہُمْ وَلَاۗ اَفْــِٕدَتُہُمْ مِّنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوْا يَجْـحَدُوْنَ۝۰ۙ بِاٰيٰتِ اللہِ وَحَاقَ بِہِمْ مَّا كَانُوْا بِہٖ يَسْتَہْزِءُوْنَ۝۲۶ۧ
Walaqad makkannahum feema in makkannakum feehi wajaAAalna lahum samAAan waabsaran waafidatan fama aghna AAanhum samAAuhum wala absaruhum wala afidatuhum min shayin ith kanoo yajhadoona biayati Allahi wahaqa bihim ma kanoo bihi yastahzioona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve andolsun ki biz onlara, size vermediğimiz gücükuvveti vermiştik ve onlara kulak, göz ve gönül vermiştik; derken Allah'ın delillerini, bilebile inkar ettikleri zaman onlara gelen azabı, ne kulakları menedebilmişti ve ne gözleri ve ne gönülleri ve alay ettikleri, başlarına gelmişti.

26