Ruku 452, Juz 26 (ٱلْرُكوع 452, جزء 26) (TR)

٥٠ - ق

50 - Qaf (TR)

قۗ۝۰ۣۚ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجِيْدِ۝۱ۚ
Qaf waalqurani almajeedi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kaaf, andolsun büyük ve şerefli Kur'an'a.

1

المنزل السابع

بَلْ عَجِبُوْۗا اَنْ جَاۗءَہُمْ مُّنْذِرٌ مِّنْہُمْ فَقَالَ الْكٰفِرُوْنَ ھٰذَا شَيْءٌ عَجِيْبٌ۝۲ۚ
Bal AAajiboo an jaahum munthirun minhum faqala alkafiroona hatha shayon AAajeebun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hayır, onlar, içlerinden bir korkutucunun gelmesine şaşıp kaldılar da kafirler, gerçekten de dediler, bu şaşılacak bir şey.

2

ءَ اِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا۝۰ۚ ذٰلِكَ رَجْعٌۢ بَعِيْدٌ۝۳
Aitha mitna wakunna turaban thalika rajAAun baAAeedun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı? Bu, pek uzak, pek olmayacak bir dönüş.

3

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْہُمْ۝۰ۚ وَعِنْدَنَا كِتٰبٌ حَفِيْظٌ۝۴
Qad AAalimna ma tanqusu alardu minhum waAAindana kitabun hafeethun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gerçekten de yeryüzü, onlardan neyi eksiltir, biliriz biz ve katımızdadır her şeyi koruyan ve zapteden kitap.

4

بَلْ كَذَّبُوْا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاۗءَہُمْ فَہُمْ فِيْۗ اَمْرٍ مَّرِيْجٍ۝۵
Bal kaththaboo bialhaqqi lamma jaahum fahum fee amrin mareejin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hayır, gerçek olan Kur'an, onlara gelince yalanladılar da şimdi darmadağın bir işe daldılar.

5

اَفَلَمْ يَنْظُرُوْۗااِلَى السَّمَاۗءِ فَوْقَہُمْ كَيْفَ بَنَيْنٰہَا وَزَيَّنّٰہَا وَمَا لَہَا مِنْ فُرُوْجٍ۝۶
Afalam yanthuroo ila alssamai fawqahum kayfa banaynaha wazayyannaha wama laha min furoojin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bakmazlar mı üstlerindeki göğe? Nasıl kurduk onu ve bezedik ve bir yarığı, yırtığı da yok.

6

وَالْاَرْضَ مَدَدْنٰہَا وَاَلْقَيْنَا فِيْہَا رَوَاسِيَ وَاَنْۢبَتْنَا فِيْہَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍؚبَہِيْجٍ۝۷ۙ
Waalarda madadnaha waalqayna feeha rawasiya waanbatna feeha min kulli zawjin baheejin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve yeryüzünü nasıl yaydık ve oraya metin dağlar koyduk ve orada, gözler, gönüller açan güzelim nebatları çifterçiftter bitirdik.

7

تَبْصِرَۃً وَّذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيْبٍ۝۸
Tabsiratan wathikra likulli AAabdin muneebin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Mabuduna dönen her kulun, can gözünü açmak ve ona, ibret ve öğüt vermek için.

8

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاۗءِ مَاۗءً مُّبٰرَكًا فَاَنْۢبَتْنَا بِہٖ جَنّٰتٍ وَّحَبَّ الْحَصِيْدِ۝۹ۙ
Wanazzalna mina alssamai maan mubarakan faanbatna bihi jannatin wahabba alhaseedi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve gökten de kutlu bir yağmur yağdırmadayız da o sayede bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler, yeşertip bitirmedeyiz.

9

وَالنَّخْلَ بٰسِقٰتٍ لَّہَا طَلْعٌ نَّضِيْدٌ۝۱۰ۙ
Waalnnakhla basiqatin laha talAAun nadeedun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve hurma ağaçları ki boy atıp uzar ve meyveleri, birbirine bitişmiş, adeta istiflenmiştir.

10