٢٣ - ٱلْمُؤْمِنُون

23 - Al-Mu'minoon (TR)

ہَيْہَاتَ ہَيْہَاتَ لِمَا تُوْعَدُوْنَ۝۳۶۠ۙ
Hayhata hayhata lima tooAAadoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Size vaadedilen şey, gerçekten ne de uzak, ne de uzak.

36

اِنْ ہِىَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوْتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوْثِيْنَ۝۳۷۠ۙ
In hiya illa hayatuna alddunya namootu wanahya wama nahnu bimabAAootheena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yaşayış, ancak şu dünyadaki yaşayışımızdan ibaret; ölürüz, yaşarız ve tekrar dirilmeyiz biz.

37

اِنْ ہُوَ اِلَّا رَجُلُۨ افْتَرٰى عَلَي اللہِ كَذِبًا وَّمَا نَحْنُ لَہٗ ￀مِنِيْنَ۝۳۸
In huwa illa rajulun iftara AAala Allahi kathiban wama nahnu lahu bimumineena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bu, ancak yalan yere Allah'a iftira eden bir adam ve biz, ona inanmayız.

38

قَالَ رَبِّ انْصُرْنِيْ بِمَا كَذَّبُوْنِ۝۳۹
Qala rabbi onsurnee bima kaththabooni

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Rabbim dedi, beni yalanlamalarına karşı sen yardım et bana.

39

قَالَ عَمَّا قَلِيْلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نٰدِمِيْنَ۝۴۰ۚ
Qala AAamma qaleelin layusbihunna nadimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Tanrı, az bir zamanda dedi, herhalde nadim olacaklar.

40

فَاَخَذَتْہُمُ الصَّيْحَۃُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنٰہُمْ غُثَاۗءً۝۰ۚ فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظّٰلِــمِيْنَ۝۴۱
Faakhathathumu alssayhatu bialhaqqi fajaAAalnahum ghuthaan fabuAAdan lilqawmi alththalimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helak ediverdik de selle sürüklenip gelen çerçöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

41

ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْۢ بَعْدِہِمْ قُرُوْنًا اٰخَرِيْنَ۝۴۲ۭ
Thumma anshana min baAAdihim quroonan akhareena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.

42

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّۃٍ اَجَلَہَا وَمَا يَسْـتَاْخِرُوْنَ۝۴۳ۭ
Ma tasbiqu min ommatin ajalaha wama yastakhiroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hiçbir ümmet, helak edilmesi mukadder olan zamanı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.

43

ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا۝۰ۭ كُلَّمَا جَاۗءَ اُمَّۃً رَّسُوْلُہَا كَذَّبُوْہُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَہُمْ بَعْضًا وَّجَعَلْنٰہُمْ اَحَادِيْثَ۝۰ۚ فَبُعْدًا لِّــقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُوْنَ۝۴۴
Thumma arsalna rusulana tatra kulla ma jaa ommatan rasooluha kaththaboohu faatbaAAna baAAdahum baAAdan wajaAAalnahum ahadeetha fabuAAdan liqawmin la yuminoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helak ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.

44

ثُمَّ اَرْسَلْنَا مُوْسٰى وَاَخَاہُ ہٰرُوْنَ۝۰ۥۙ بِاٰيٰتِنَا وَسُلْطٰنٍ مُّبِيْنٍ۝۴۵ۙ
Thumma arsalna moosa waakhahu haroona biayatina wasultanin mubeenin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u, delillerimizle ve apaçık bir burhanla gönderdik.

45