٣٦ - يس

36 - Yaseen (TR)

اَلَمْ اَعْہَدْ اِلَيْكُمْ يٰبَنِيْۗ اٰدَمَ اَنْ لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطٰنَ۝۰ۚ اِنَّہٗ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِيْنٌ۝۶۰ۙ
Alam aAAhad ilaykum ya banee adama an la taAAbudoo alshshaytana innahu lakum AAaduwwun mubeenun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ey Âdem oğulları, sakın Şeytan'a kulluk etmeyin, şüphe yok ki o, apaçık bir düşmandır size diye emredip söz almadı mı sizden?

60

وَّاَنِ اعْبُدُوْنِيْ۝۰ۭؔ ھٰذَا صِرَاطٌ مُّسْتَــقِيْمٌ۝۶۱
Waani oAAbudoonee hatha siratun mustaqeemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve bana kulluk edin ancak, budur doğru yol.

61

وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَثِيْرًا۝۰ۭ اَفَلَمْ تَكُوْنُوْا تَـعْقِلُوْنَ۝۶۲
Walaqad adalla minkum jibillan katheeran afalam takoonoo taAAqiloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve andolsun ki sizden birçok halk yığınını doğru yoldan saptırdı o, aklınız mı yoktu da akıl edemediniz?

62

ہٰذِہٖ جَہَنَّمُ الَّتِيْ كُنْتُمْ تُوْعَدُوْنَ۝۶۳
Hathihi jahannamu allatee kuntum tooAAadoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Budur o cehennem ki size vaadedilmişti.

63

اِصْلَوْہَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُوْنَ۝۶۴
Islawha alyawma bima kuntum takfuroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Girin mutlaka oraya kafir olduğunuza karşılık.

64

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰۗي اَفْوَاہِہِمْ وَتُكَلِّمُنَاۗ اَيْدِيْہِمْ وَتَشْہَدُ اَرْجُلُہُمْ بِمَا كَانُوْا يَكْسِبُوْنَ۝۶۵
Alyawma nakhtimu AAala afwahihim watukallimuna aydeehim watashhadu arjuluhum bima kanoo yaksiboona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O gün, ağızlarını mühürleriz ve ne kazandılarsa elleri, söyler bize ve tanıklık eder ayakları.

65

وَلَوْ نَشَاۗءُ لَطَمَسْـنَا عَلٰۗي اَعْيُـنِہِمْ فَاسْتَــبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُوْنَ۝۶۶
Walaw nashao latamasna AAala aAAyunihim faistabaqoo alssirata faanna yubsiroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve dileseydik onları kör ederdik de doğru yolu ararlar, bulamazlardı, nasıl görebilirlerdi ki?

66

وَلَوْ نَشَاۗءُ لَمَسَخْنٰہُمْ عَلٰي مَكَانَـتِہِمْ فَمَا اسْـتَــطَاعُوْا مُضِيًّا وَّلَا يَرْجِعُوْنَ۝۶۷ۧ
Walaw nashao lamasakhnahum AAala makanatihim fama istataAAoo mudiyyan wala yarjiAAoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve dileseydik onları çarpıp, durdukları yerde bir başka şekle sokardık da kalakalırlardı, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne geriye dönmeye.

67

وَمَنْ نُّعَمِّرْہُ نُنَكِّسْہُ فِي الْخَلْقِ۝۰ۭ اَفَلَا يَعْقِلُوْنَ۝۶۸
Waman nuAAammirhu nunakkishu fee alkhalqi afala yaAAqiloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve kimin ömrünü uzatırsak yaratılışta adeta geriye döndürürüz onu, çocuklaşır; hala mı akıl etmezler?

68

وَمَا عَلَّمْنٰہُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْۢبَغِيْ لَہٗ۝۰ۭ اِنْ ہُوَاِلَّا ذِكْرٌ وَّقُرْاٰنٌ مُّبِيْنٌ۝۶۹ۙ
Wama AAallamnahu alshshiAAra wama yanbaghee lahu in huwa illa thikrun waquranun mubeenun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kur'an.

69