١٠٠ - ٱلْعَادِيَات

100 - Al-Adiyat (TR)

اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُوْرِ۝۹ۙ
Afala yaAAlamu itha buAAthira ma fee alquboori

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Fakat bilmez mi ki kabirlerdekiler, dışarı çıkınca.

9

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُوْرِ۝۱۰ۙ
Wahussila ma fee alssudoori

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.

10

اِنَّ رَبَّہُمْ بِہِمْ يَوْمَىِٕذٍ لَّخَبِيْرٌ۝۱۱ۧ
Inna rabbahum bihim yawmaithin lakhabeerun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Şüphe yok ki Rabbin, o gün, onların her şeyini bilir elbette.

11

١٠١ - ٱلْقَارِعَة

101 - Al-Qaria (TR)

اَلْقَارِعَۃُ۝۱ۙ
AlqariAAatu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri koparacak felaket.

1

مَا الْقَارِعَۃُ۝۲ۚ
Ma alqariAAatu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Nedir o şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri kopacak felaket?

2

وَمَاۗ اَدْرٰىكَ مَا الْقَارِعَۃُ۝۳ۭ
Wama adraka ma alqariAAatu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve ne bildirdi sana, nedir o şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri koparacak felaket?

3

يَوْمَ يَكُوْنُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوْثِ۝۴ۙ
Yawma yakoonu alnnasu kaalfarashi almabthoothi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O gün, insanlar, kendilerini ateşlere atan, dağılıp uçuşan pervanelere benzerler.

4

وَتَكُوْنُ الْجِبَالُ كَالْعِہْنِ الْمَنْفُوْشِ۝۵ۭ
Watakoonu aljibalu kaalAAihni almanfooshi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve dağlar, atılmış renkli pamuklara döner.

5

فَاَمَّا مَنْ ثَــقُلَتْ مَوَازِيْنُہٗ۝۶ۙ
Faamma man thaqulat mawazeenuhu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Artık kimin ki terazilerindeki tartısı ağır gelir.

6

فَہُوَ فِيْ عِيْشَۃٍ رَّاضِيَۃٍ۝۷ۭ
Fahuwa fee AAeeshatin radiyatin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

O, hoşnut, razı bir geçimdedir.

7