١٢ - يُوسُف

12 - Yusuf (TR)

قَالُوْۗا اِنْ يَّسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ اَخٌ لَّہٗ مِنْ قَبْلُ۝۰ۚ فَاَسَرَّہَا يُوْسُفُ فِيْ نَفْسِہٖ وَلَمْ يُبْدِہَا لَہُمْ۝۰ۚ قَالَ اَنْتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا۝۰ۚ وَاللہُ اَعْلَمُ بِمَا تَصِفُوْنَ۝۷۷
Qaloo in yasriq faqad saraqa akhun lahu min qablu faasarraha yoosufu fee nafsihi walam yubdiha lahum qala antum sharrun makanan waAllahu aAAlamu bima tasifoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Bu dediler, hırsızlık ettiyse daha önce bir kardeşi de hırsızlık etmişti. Yusuf, bunu gizledi onlardan ve kendi kendine dedi ki: Sizin durumunuz daha kötü, anlattığınız şeyi Allah daha iyi bilir.

77

قَالُوْا يٰۗاَيُّہَا الْعَزِيْزُ اِنَّ لَہٗۗ اَبًا شَيْخًا كَبِيْرًا فَخُذْ اَحَدَنَا مَكَانَہٗ۝۰ۚ اِنَّا نَرٰىكَ مِنَ الْمُحْسِـنِيْنَ۝۷۸
Qaloo ya ayyuha alAAazeezu inna lahu aban shaykhan kabeeran fakhuth ahadana makanahu inna naraka mina almuhsineena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ey aziz dediler, onun ihtiyar bir babası var, onun yerine bizim birimizi al; seni görüyoruz ki gerçekten de iyilik edenlerdensin.

78

قَالَ مَعَاذَ اللہِ اَنْ نَّاْخُذَ اِلَّا مَنْ وَّجَدْنَا مَتَاعَنَا عِنْدَہٗۗ۝۰ۙ اِنَّاۗ اِذًا لَّظٰلِمُوْنَ۝۷۹ۧ
Qala maAAatha Allahi an nakhutha illa man wajadna mataAAana AAindahu inna ithan lathalimoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Allah'a sığınırım dedi, bir başkasını tutup köle yapmaktan; ancak malımızı kimde bulduysak onu köle yaparız biz; yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz.

79

فَلَمَّا اسْتَيْـــَٔـسُوْا مِنْہُ خَلَصُوْا نَجِيًّا۝۰ۭ قَالَ كَبِيْرُہُمْ اَلَمْ تَعْلَمُوْۗا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَّوْثِقًا مِّنَ اللہِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُّمْ فِيْ يُوْسُفَ۝۰ۚ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَاْذَنَ لِيْۗ اَبِيْۗ اَوْ يَحْكُمَ اللہُ لِيْ۝۰ۚ وَہُوَ خَيْرُ الْحٰكِمِيْنَ۝۸۰
Falamma istayasoo minhu khalasoo najiyyan qala kabeeruhum alam taAAlamoo anna abakum qad akhatha AAalaykum mawthiqan mina Allahi wamin qablu ma farrattum fee yoosufa falan abraha alarda hatta yathana lee abee aw yahkuma Allahu lee wahuwa khayru alhakimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ondan tamamıyla ümitlerini kesince gizlice konuşarak çekildiler. Büyükleri, bilmiyor musunuz dedi, babanız Allah adına sizden kuvvetli bir söz aldı, daha önce de Yusuf hakkındaki vazifenizde ne çeşit kusur ettiniz? Babam izin verinceye dek, yahut Allah, benim hakkımda bir hüküm yürütünceye kadar ben buradan ayrılmayacağım ve o, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

80

اِرْجِعُوْۗا اِلٰۗى اَبِيْكُمْ فَقُوْلُوْا يٰۗاَبَانَاۗ اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ۝۰ۚ وَمَا شَہِدْنَاۗ اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حٰفِظِيْنَ۝۸۱
IrjiAAoo ila abeekum faqooloo ya abana inna ibnaka saraqa wama shahidna illa bima AAalimna wama kunna lilghaybi hafitheena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Siz babanıza dönün de baba deyin, oğlun hırsızlık etti ve biz, ancak bildiğimizi söyleyerek tanıklıkta bulunduk, gizli olanıysa zaten bilemeyiz.

81

وَسْـــَٔـلِ الْقَرْيَۃَ الَّتِيْ كُنَّا فِيْہَا وَالْعِيْرَ الَّتِيْۗ اَقْبَلْنَا فِيْہَا۝۰ۭ وَاِنَّا لَصٰدِقُوْنَ۝۸۲
Waisali alqaryata allatee kunna feeha waalAAeera allatee aqbalna feeha wainna lasadiqoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İçinde bulunduğumuz şehir halkına da sor, beraber geldiğimiz kervan halkına da ve şüphe yok ki doğru söylemekteyiz.

82

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا۝۰ۭ فَصَبْرٌ جَمِيْلٌ۝۰ۭ عَسَى اللہُ اَنْ يَّاْتِيَنِيْ بِہِمْ جَمِيْعًا۝۰ۭ اِنَّہٗ ہُوَالْعَلِيْمُ الْحَكِيْمُ۝۸۳
Qala bal sawwalat lakum anfusukum amran fasabrun jameelun AAasa Allahu an yatiyanee bihim jameeAAan innahu huwa alAAaleemu alhakeemu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yakup, olsaolsa dedi, nefisleriniz, yaptığınız işi size güzel, o güç işi kolay göstermiş; fakat ben, pek güzel dayanır, sabrederim. Umarım ki Allah hepsine birden kavuşturur beni, hiç şüphe yok ki o, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

83

وَتَوَلّٰى عَنْہُمْ وَقَالَ يٰۗاَسَفٰى عَلٰي يُوْسُفَ وَابْيَضَّتْ عَيْنٰہُ مِنَ الْحُزْنِ فَہُوَكَظِيْمٌ۝۸۴
Watawalla AAanhum waqala ya asafa AAala yoosufa waibyaddat AAaynahu mina alhuzni fahuwa katheemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve onlardan yüz çevirdi de ey beni tükenmez, sonu gelmez kederlere salan Yusuf demeye başladı ve kederden gözleri ağardı ve artık derdini yutmaktaydı o.

84

قَالُوْا تَاللہِ تَفْتَؤُا تَذْكُرُ يُوْسُفَ حَتّٰى تَكُوْنَ حَرَضًا اَوْ تَكُوْنَ مِنَ الْہٰلِكِيْنَ۝۸۵
Qaloo taAllahi taftao tathkuru yoosufa hatta takoona haradan aw takoona mina alhalikeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Allah'a andolsun dediler, hala Yusuf'u anıp durmadasın, sonunda hastalanıp eriyecek, yahut da helak olup gideceksin.

85

قَالَ اِنَّمَاۗ اَشْكُوْا بَثِّيْ وَحُزْنِيْۗ اِلَى اللہِ وَاَعْلَمُ مِنَ اللہِ مَا لَا تَعْلَمُوْنَ۝۸۶
Qala innama ashkoo baththee wahuznee ila Allahi waaAAlamu mina Allahi ma la taAAlamoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ben dedi, taşan derdimi, kederimi ancak Allah'a arzetmedeyim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum ben.

86