Ruku 278, Juz 17 (ٱلْرُكوع 278, جزء 17) (TR)

٢١ - ٱلْأَنْبِيَاء

21 - Al-Anbiya (TR)

اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُہُمْ وَہُمْ فِيْ غَفْلَۃٍ مُّعْرِضُوْنَ۝۱ۚ
Iqtaraba lilnnasi hisabuhum wahum fee ghaflatin muAAridoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İnsanların hesap günü yaklaştı da hala onlar gaflet içinde, yüz çevirmedeler.

1

جزء

١٧

مَا يَاْتِيْہِمْ مِّنْ ذِكْرٍ مِّنْ رَّبِّہِمْ مُّحْدَثٍ اِلَّا اسْتَـمَعُوْہُ وَہُمْ يَلْعَبُوْنَ۝۲ۙ
Ma yateehim min thikrin min rabbihim muhdathin illa istamaAAoohu wahum yalAAaboona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Rablerinden, Kur'an'a ait yeni bir ayet geldi mi onu alaya alarak dinlerler, oyun sanırlar.

2

لَاہِيَۃً قُلُوْبُہُمْ۝۰ۭ وَاَسَرُّوا النَّجْوَي۝۰ۤۖ الَّذِيْنَ ظَلَمُوْا۝۰ۤۖ ہَلْ ھٰذَاۗ اِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ۝۰ۚ اَفَتَاْتُوْنَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُوْنَ۝۳
Lahiyatan quloobuhum waasarroo alnnajwa allatheena thalamoo hal hatha illa basharun mithlukum afatatoona alssihra waantum tubsiroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zalimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahluk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler.

3

قٰلَ رَبِّيْ يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاۗءِ وَالْاَرْضِ۝۰ۡوَہُوَالسَّمِيْعُ الْعَلِيْمُ۝۴
Qala rabbee yaAAlamu alqawla fee alssamai waalardi wahuwa alssameeAAu alAAaleemu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Peygamber de, Rabbim der, gökte söylenen sözü de bilir, yeryüzünde söyleneni de ve odur duyan, bilen.

4

بَلْ قَالُـوْۗا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍؚبَلِ افْتَرٰىہُ بَلْ ہُوَشَاعِرٌ۝۰ۚۖ فَلْيَاْتِنَا بِاٰيَۃٍ كَـمَاۗ اُرْسِلَ الْاَوَّلُوْنَ۝۵
Bal qaloo adghathu ahlamin bali iftarahu bal huwa shaAAirun falyatina biayatin kama orsila alawwaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hatta derler ki: Bu sözler, saçmasapan rüyadan ibaret, belki de kendisi uyduruyor bunları, hatta o, bir şair. Değilse neden evvelkilere gönderildiği gibi bize bir mucize gösteremiyor?

5

مَاۗ اٰمَنَتْ قَبْلَہُمْ مِّنْ قَرْيَۃٍ اَہْلَكْنٰہَا۝۰ۚ اَفَہُمْ يُؤْمِنُوْنَ۝۶
Ma amanat qablahum min qaryatin ahlaknaha afahum yuminoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir şehir halkı inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar?

6

وَمَاۗ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُّوْحِيْۗ اِلَيْہِمْ فَسْــَٔـلُوْۗا اَہْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُوْنَ۝۷
Wama arsalna qablaka illa rijalan noohee ilayhim faisaloo ahla alththikri in kuntum la taAAlamoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erleri göndermiştik insanlara, bilmiyorsanız sorun kitap ehlinin bilginlerine.

7

وَمَا جَعَلْنٰہُمْ جَسَدًا لَّا يَاْكُلُوْنَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوْا خٰلِدِيْنَ۝۸
Wama jaAAalnahum jasadan la yakuloona alttaAAama wama kanoo khalideena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve onları yemek yemeyen bir kalıp olarak yaratmamıştık ve onlar, ebedi de değillerdi.

8

ثُمَّ صَدَقْنٰہُمُ الْوَعْدَ فَاَنْجَيْنٰہُمْ وَمَنْ نَّشَاۗءُ وَاَہْلَكْنَا الْمُسْرِفِيْنَ۝۹
Thumma sadaqnahumu alwaAAda faanjaynahum waman nashao waahlakna almusrifeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra vaadimizi gerçekleştirmiştik onlara da onları da kurtarmıştık, dilediklerimizi de ve imansızlıkta ileri gidenleri helak etmiştik.

9

لَقَدْ اَنْزَلْنَاۗ اِلَيْكُمْ كِتٰبًا فِيْہِ ذِكْرُكُمْ۝۰ۭ اَفَلَا تَعْقِلُوْنَ۝۱۰ۧ
Laqad anzalna ilaykum kitaban feehi thikrukum afala taAAqiloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra size bir kitap indirdik ki o kitapta şerefiniz, yüceliğiniz anılmadadır, hala mı akıl etmezsiniz?

10