Ruku 279, Juz 17 (ٱلْرُكوع 279, جزء 17) (TR)

٢١ - ٱلْأَنْبِيَاء

21 - Al-Anbiya (TR)

وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَۃٍ كَانَتْ ظَالِمَۃً وَّاَنْشَاْنَا بَعْدَہَا قَوْمًا اٰخَرِيْنَ۝۱۱
Wakam qasamna min qaryatin kanat thalimatan waanshana baAAdaha qawman akhareena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Zulmeden nice şehirleri helak ettik de ondan sonra diğer toplulukları yarattık.

11

فَلَمَّاۗ اَحَسُّوْا بَاْسَـنَاۗ اِذَا ہُمْ مِّنْہَا يَرْكُضُوْنَ۝۱۲ۭ
Falamma ahassoo basana itha hum minha yarkudoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Azabımızı hissettiler mi hemen kaçmaya başlıyorlardı ondan.

12

لَا تَرْكُضُوْا وَ ارْجِعُوْۗا اِلٰى مَاۗ اُتْرِفْتُمْ فِيْہِ وَمَسٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْــَٔـلُوْنَ۝۱۳
La tarkudoo wairjiAAoo ila ma otriftum feehi wamasakinikum laAAallakum tusaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kaçmayın, dönün sahip olduğunuz mallara, nimetlere ve evlere; çünkü sorguya çekileceksiniz.

13

قَالُوْا يٰوَيْلَنَاۗ اِنَّا كُنَّا ظٰلِمِيْنَ۝۱۴
Qaloo ya waylana inna kunna thalimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yazıklar olsun bize derler, gerçekten de zulmetmiştik biz.

14

فَمَا زَالَتْ تِّلْكَ دَعْوٰىہُمْ حَتّٰى جَعَلْنٰہُمْ حَصِيْدًا خٰمِدِيْنَ۝۱۵
Fama zalat tilka daAAwahum hatta jaAAalnahum haseedan khamideena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.

15

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاۗءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَہُمَا لٰعِبِيْنَ۝۱۶
Wama khalaqna alssamaa waalarda wama baynahuma laAAibeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve biz, göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında olanları, bir eğlence diye yaratmadık.

16

لَـوْ اَرَدْنَاۗ اَنْ نَّتَّخِذَ لَہْوًا لَّاتَّخَذْنٰہُ مِنْ لَّدُنَّاۗ۝۰ۤۖ اِنْ كُنَّا فٰعِلِيْنَ۝۱۷
Law aradna an nattakhitha lahwan laittakhathnahu min ladunna in kunna faAAileena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Eğlence için bir kadın edinmek isteseydik kendi katımızdakilerden edinirdik, fakat biz, böyle bir şey yapmayız.

17

بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَي الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُہٗ فَاِذَا ہُوَزَاہِقٌ۝۰ۭ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُوْنَ۝۱۸
Bal naqthifu bialhaqqi AAala albatili fayadmaghuhu faitha huwa zahiqun walakumu alwaylu mimma tasifoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Biz, gerçeği, aslı olmayan şeye karşı izhar ederiz de onu tamamıyla iptal ederiz ve batıl, helak olup gider o zaman. Ona isnad ettiğiniz şeylerden dolayı yazıklar olsun size.

18

وَلَہٗ مَنْ فِي السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضِ۝۰ۭ وَمَنْ عِنْدَہٗ لَا يَسْـتَكْبِرُوْنَ عَنْ عِبَادَتِہٖ وَلَا يَسْتَحْسِرُوْنَ۝۱۹ۚ
Walahu man fee alssamawati waalardi waman AAindahu la yastakbiroona AAan AAibadatihi wala yastahsiroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve onun katındakiler, ona kulluk etmekten çekinip ululanmadıkları gibi yorulmazlar, bıkmazlar da.

19

يُسَبِّحُوْنَ الَّيْلَ وَالنَّہَارَ لَا يَفْتُرُوْنَ۝۲۰
Yusabbihoona allayla waalnnahara la yafturoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hiç durmadan gecegündüz onu noksan sıfatlardan tenzih ederler.

20