Ruku 313, Juz 19 (ٱلْرُكوع 313, جزء 19) (TR)

٢٥ - ٱلْفُرْقَان

25 - Al-Furqan (TR)

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوْسَى الْكِتٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَہٗۗ اَخَاہُ ہٰرُوْنَ وَزِيْرًا۝۳۵ۚۖ
Walaqad atayna moosa alkitaba wajaAAalna maAAahu akhahu haroona wazeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Andolsun ki biz Musa'ya kitap verdik ve kardeşi Harun'u, ona vezir ettik.

35

فَقُلْنَا اذْہَبَاۗ اِلَى الْقَوْمِ الَّذِيْنَ كَذَّبُوْا بِاٰيٰتِنَا۝۰ۭ فَدَمَّرْنٰہُمْ تَدْمِيْرًا۝۳۶ۭ
Faqulna ithhaba ila alqawmi allatheena kaththaboo biayatina fadammarnahum tadmeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken delillerimizi yalanlayan topluluğa gidin dedik, sonucu, onları tamamıyla helak ettik.

36

وَقَوْمَ نُوْحٍ لَّمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنٰہُمْ وَجَعَلْنٰہُمْ لِلنَّاسِ اٰيَۃً۝۰ۭ وَاَعْتَدْنَا لِلظّٰلِمِيْنَ عَذَابًا اَلِـــيْمًا۝۳۷ۚۖ
Waqawma noohin lamma kaththaboo alrrusula aghraqnahum wajaAAalnahum lilnnasi ayatan waaAAtadna lilththalimeena AAathaban aleeman

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Nuh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları zaman, sulara boğduk ve insanlara ibret olacak bir hale getirdik ve zalimlere, elemli bir azap hazırladık.

37

وَّعَادًا وَّثَمُــوْدَا۟ وَاَصْحٰبَ الرَّسِّ وَقُرُوْنًۢـــا بَيْنَ ذٰلِكَ كَثِيْرًا۝۳۸
WaAAadan wathamooda waashaba alrrassi waquroonan bayna thalika katheeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Âd'ı da helak ettik, Semud'u da, Ress ashabını da ve bunların arasında daha birçok soyları da.

38

وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَہُ الْاَمْثَالَ۝۰ۡوَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيْرًا۝۳۹
Wakullan darabna lahu alamthala wakullan tabbarna tatbeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hepsine de örnekler getirdik, hepsini de kırıp geçirdik.

39

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَي الْقَرْيَۃِ الَّتِيْۗ اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِ۝۰ۭ اَفَلَمْ يَكُوْنُوْا يَرَوْنَہَا۝۰ۚ بَلْ كَانُوْا لَا يَرْجُوْنَ نُشُوْرًا۝۴۰
Walaqad ataw AAala alqaryati allatee omtirat matara alssawi afalam yakoonoo yarawnaha bal kanoo la yarjoona nushooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Andolsun ki onlar, uğramışlardır kötü bir yağmur yağdırılan o şehre, onu olsun görmüyorlar mı? Görüyorlar, fakat onlar, ölümden sonra dirileceklerini ummuyorlar.

40

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَّتَّخِذُوْنَكَ اِلَّا ہُزُوًا۝۰ۭ اَھٰذَا الَّذِيْ بَعَثَ اللہُ رَسُوْلًا۝۴۱
Waitha raawka in yattakhithoonaka illa huzuwan ahatha allathee baAAatha Allahu rasoolan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Seni, gördükleri zaman da Allah bunu mu peygamber olarak gönderdi diye alaya alıyorlar.

41

اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِہَتِنَا لَوْ لَاۗ اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْہَا۝۰ۭ وَسَوْفَ يَعْلَمُوْنَ حِيْنَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبِيْلًا۝۴۲
In kada layudilluna AAan alihatina lawla an sabarna AAalayha wasawfa yaAAlamoona heena yarawna alAAathaba man adallu sabeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Kulluklarında sebat etmeseydik neredeyse bizi de mabutlarımızdan saptıracaktı derler ve yakında, azabı gördüler mi, bilecekler onlar, kimin yolu, daha yabanda.

42

اَرَءَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰـہَہٗ ہَوٰىہُ۝۰ۭ اَفَاَنْتَ تَكُوْنُ عَلَيْہِ وَكِيْلًا۝۴۳ۙ
Araayta mani ittakhatha ilahahu hawahu afaanta takoonu AAalayhi wakeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Gördün mü dileğini mabut yapanı? Sen mi koruyucu olacaksın ona?

43

اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَہُمْ يَسْمَعُوْنَ اَوْ يَعْقِلُوْنَ۝۰ۭ اِنْ ہُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ ہُمْ اَضَلُّ سَبِيْلًا۝۴۴ۧ
Am tahsabu anna aktharahum yasmaAAoona aw yaAAqiloona in hum illa kaalanAAami bal hum adallu sabeelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yoksa çokları dinlerler ve akıllarını başlarına alırlar mı sanıyorsun? Onlar, ancak hayvanlara benzerler, hatta yol yordam bakımından hayvandan da sapıktır onlar.

44