Ruku 314, Juz 19 (ٱلْرُكوع 314, جزء 19) (TR)

٢٥ - ٱلْفُرْقَان

25 - Al-Furqan (TR)

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ۝۰ۚ وَلَوْ شَاۗءَ لَجَعَلَہٗ سَاكِنًا۝۰ۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْہِ دَلِيْلًا۝۴۵ۙ
Alam tara ila rabbika kayfa madda alththilla walaw shaa lajaAAalahu sakinan thumma jaAAalna alshshamsa AAalayhi daleelan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Rabbinin işini görmedin mi? Nasıl da gölgeyi uzattı, dileseydi onu sakin eder, uzatıp kısaltmazdı; elbette, sonra güneşi, delil ettik gölgeye.

45

ثُمَّ قَبَضْنٰہُ اِلَيْنَا قَبْضًا يَّسِيْرًا۝۴۶
Thumma qabadnahu ilayna qabdan yaseeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sonra da onu yavaşyavaş, gizlice kendimize çekip aldık.

46

وَہُوَالَّذِيْ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاسًا وَّالنَّوْمَ سُـبَاتًا وَّجَعَلَ النَّہَارَ نُشُوْرًا۝۴۷
Wahuwa allathee jaAAala lakumu allayla libasan waalnnawma subatan wajaAAala alnnahara nushooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve öyle bir mabuttur o ki geceyi bir libas olarak yarattı size, uykuyu, bir dinlenme zamanı olarak ve gündüzü de, adeta yeni bir hayat olarak halketti.

47

وَہُوَالَّذِيْۗ اَرْسَلَ الرِّيٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِہٖ۝۰ۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاۗءِ مَاۗءً طَہُوْرًا۝۴۸ۙ
Wahuwa allathee arsala alrriyaha bushran bayna yaday rahmatihi waanzalna mina alssamai maan tahooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve öyle bir mabuttur o ki rahmetinden önce bir müjde olarak rüzgarları göndermiştir ve biz, gökten tertemiz bir su olan yağmuru yağdırmadayız.

48

لِّنُحْيِۦ بِہٖ بَلْدَۃً مَّيْتًا وَّنُسْقِيَہٗ مِمَّا خَلَقْنَاۗ اَنْعَامًا وَّاَنَاسِيَّ كَثِيْرًا۝۴۹
Linuhyiya bihi baldatan maytan wanusqiyahu mimma khalaqna anAAaman waanasiyya katheeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onunla ölü şehri diriltelim, yarattığımız hayvanları ve insanların çoğunu suya kandıralım diye.

49

وَلَقَدْ صَرَّفْنٰہُ بَيْنَہُمْ لِيَذَّكَّرُوْا۝۰ۡۖ فَاَبٰۗى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُوْرًا۝۵۰
Walaqad sarrafnahu baynahum liyaththakkaroo faaba aktharu alnnasi illa kufooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.

50

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِيْ كُلِّ قَرْيَۃٍ نَّذِيْرًا۝۵۱ۡۖ
Walaw shina labaAAathna fee kulli qaryatin natheeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve dileseydik her şehre, bir korkutucu gönderirdik.

51

فَلَا تُطِعِ الْكٰفِرِيْنَ وَ جَاہِدْہُمْ بِہٖ جِہَادًا كَبِيْرًا۝۵۲
Fala tutiAAi alkafireena wajahidhum bihi jihadan kabeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Artık kafirlere itaat etme ve onlara adamakıllı savaş.

52

وَہُوَالَّذِيْ مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ ھٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَّھٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌ۝۰ۚ وَجَعَلَ بَيْنَہُمَا بَرْزَخًا وَّحِجْرًا مَّحْجُوْرًا۝۵۳
Wahuwa allathee maraja albahrayni hatha AAathbun furatun wahatha milhun ojajun wajaAAala baynahuma barzakhan wahijran mahjooran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve öyle bir mabuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkan bulunmayan bir engel halk etmiştir.

53

وَہُوَالَّذِيْ خَلَقَ مِنَ الْمَاۗءِ بَشَرًا فَجَعَلَہٗ نَسَبًا وَّ صِہْرًا۝۰ۭ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيْرًا۝۵۴
Wahuwa allathee khalaqa mina almai basharan fajaAAalahu nasaban wasihran wakana rabbuka qadeeran

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve öyle bir mabuttur o ki bir katre sudan insanı yaratmış ve ona anababa tarafından soysop, karıkoca tarafından akRabalık vermiştir ve Rabbinin, her şeye gücü yeter.

54