Ruku 383, Juz 23 (ٱلْرُكوع 383, جزء 23) (TR)

٣٦ - يس

36 - Yaseen (TR)

وَاٰيَۃٌ لَّہُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَۃُ۝۰ۚۖ اَحْيَيْنٰہَا وَاَخْرَجْنَا مِنْہَا حَبًّا فَمِنْہُ يَاْكُلُوْنَ۝۳۳
Waayatun lahumu alardu almaytatu ahyaynaha waakhrajna minha habban faminhu yakuloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve bir delildir onlara, ölü yeryüzünü dirilttik ve oradan taneler çıkardık da onları yerler.

33

وَجَعَلْنَا فِيْہَا جَنّٰتٍ مِّنْ نَّخِيْلٍ وَّاَعْنَابٍ وَّفَجَّــرْنَا فِيْہَا مِنَ الْعُيُوْنِ۝۳۴ۙ
WajaAAalna feeha jannatin min nakheelin waaAAnabin wafajjarna feeha mina alAAuyooni

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler halkettik ve orada kaynaklar çıkarıp akıttık.

34

لِيَاْكُلُوْا مِنْ ثَمَرِہٖ۝۰ۙ وَمَا عَمِلَتْہُ اَيْدِيْہِمْ۝۰ۭ اَفَلَا يَشْكُرُوْنَ۝۳۵
Liyakuloo min thamarihi wama AAamilathu aydeehim afala yashkuroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Yesinler diye kendi elleriyle meydana getirmedikleri o meyveleri, hala mı şükretmezler?

35

سُبْحٰنَ الَّذِيْ خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّہَا مِمَّا تُنْۢبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِہِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُوْنَ۝۳۶
Subhana allathee khalaqa alazwaja kullaha mimma tunbitu alardu wamin anfusihim wamimma la yaAAlamoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Şanı yücedir, münezzehtir yerden bitirdiği şeyleri ve kendilerinden meydana gelen çocukları ve daha da bilmedikleri şeyleri çifterçifter halk edenin.

36

وَاٰيَۃٌ لَّہُمُ الَّيْلُ۝۰ۚۖ نَسْلَخُ مِنْہُ النَّہَارَ فَاِذَا ہُمْ مُّظْلِمُوْنَ۝۳۷ۙ
Waayatun lahumu allaylu naslakhu minhu alnnahara faitha hum muthlimoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve bir delildir onlara gece; gündüzü ve güneşin ziyasını çekip sıyırırız ondan da o anda karanlığa dalarlar.

37

وَالشَّمْسُ تَجْرِيْ لِمُسْتَــقَرٍّ لَّہَا۝۰ۭ ذٰلِكَ تَــقْدِيْرُ الْعَزِيْزِ الْعَلِــيْمِ۝۳۸ۭ
Waalshshamsu tajree limustaqarrin laha thalika taqdeeru alAAazeezi alAAaleemi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve güneş de karar edeceği yere kadar akıp gider bu, üstün, hüküm ve hikmet sahibi mabudun takdiridir.

38

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنٰہُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُوْنِ الْقَدِيْمِ۝۳۹
Waalqamara qaddarnahu manazila hatta AAada kaalAAurjooni alqadeemi

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve ay için de muayyen zamanlarda konaklar takdir ettik, her devrin sonunda, eski, kuru ve eğri hurma salkımının çöpüne döner.

39

لَا الشَّمْسُ يَنْۢبَغِيْ لَہَاۗ اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّہَارِ۝۰ۭ وَكُلٌّ فِيْ فَلَكٍ يَّسْبَحُوْنَ۝۴۰
La alshshamsu yanbaghee laha an tudrika alqamara wala allaylu sabiqu alnnahari wakullun fee falakin yasbahoona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ne güneş, aya yetişebilir ve ne gece, gündüzü geçebilir; hepsi de bir gökte yüzüp durur.

40

وَاٰيَۃٌ لَّہُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّــتَہُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُوْنِ۝۴۱ۙ
Waayatun lahum anna hamalna thurriyyatahum fee alfulki almashhooni

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve onlara bir delil de, soylarını, dopdolu gemide taşımamızdır.

41

وَخَلَقْنَا لَہُمْ مِّنْ مِّثْلِہٖ مَا يَرْكَبُوْنَ۝۴۲
Wakhalaqna lahum min mithlihi ma yarkaboona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve daha da buna benzer nice binecekleri şeyler yarattık onlara.

42