Ruku 456, Juz 26 (ٱلْرُكوع 456, جزء 26) (TR)

٥١ - ٱلذَّارِيَات

51 - Adh-Dhariyat (TR)

ہَلْ اَتٰىكَ حَدِيْثُ ضَيْفِ اِبْرٰہِيْمَ الْمُكْرَمِيْنَ۝۲۴ۘ
Hal ataka hadeethu dayfi ibraheema almukrameena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İbrahim'in, ağırlanan konuklarına ait haber, geldi mi sana?

24

اِذْ دَخَلُوْا عَلَيْہِ فَقَالُوْا سَلٰمًا۝۰ۭ قَالَ سَلٰمٌ۝۰ۚ قَوْمٌ مُّنْكَرُوْنَ۝۲۵ۚ
Ith dakhaloo AAalayhi faqaloo salaman qala salamun qawmun munkaroona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Hani, tapısına girmişlerdi de esenlik sana demişlerdi; o da esenlik size demişti, ey yabancılar.

25

فَرَاغَ اِلٰۗى اَہْلِہٖ فَجَاۗءَ بِعِجْلٍ سَمِيْنٍ۝۲۶ۙ
Faragha ila ahlihi fajaa biAAijlin sameenin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken bir bahaneyle ailesinin yanına gitmişti de bir semiz dana getirmişti.

26

فَقَرَّبَہٗۗ اِلَيْہِمْ قَالَ اَلَا تَاْكُلُوْنَ۝۲۷ۡ
Faqarrabahu ilayhim qala ala takuloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.

27

فَاَوْجَسَ مِنْہُمْ خِيْفَۃً۝۰ۭ قَالُوْا لَا تَخَـفْ۝۰ۭ وَبَشَّرُوْہُ بِغُلٰمٍ عَلِيْمٍ۝۲۸
Faawjasa minhum kheefatan qaloo la takhaf wabashsharoohu bighulamin AAaleemin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken onlardan, içine bir korkudur düşmüştü de korkma demişlerdi, ve ona, bilgi sahibi bir oğlu olacağını müjdelemişlerdi.

28

فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُہٗ فِيْ صَرَّۃٍ فَصَكَّتْ وَجْہَہَا وَقَالَتْ عَجُوْزٌ عَقِيْمٌ۝۲۹
Faaqbalati imraatuhu fee sarratin fasakkat wajhaha waqalat AAajoozun AAaqeemun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken karısı, onlara dönmüştü de bir çığlık atıp eliyle yüzüne vurmuştu ve ben kısır bir kocakarıyım demişti.

29

قَالُوْا كَذٰلِكِ۝۰ۙ قَالَ رَبُّكِ۝۰ۭ اِنَّہٗ ہُوَالْحَكِيْمُ الْعَلِيْمُ۝۳۰
Qaloo kathaliki qala rabbuki innahu huwa alhakeemu alAAaleemu

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onlar, bu, böyle dediler, Rabbin böyle dedi; şüphe yok ki o, bir hüküm ve hikmet sahibidir ki her şeyi bilir.

30

قَالَ فَمَاخَطْبُكُمْ اَيُّہَا الْمُرْسَلُوْنَ۝۳۱
Qala fama khatbukum ayyuha almursaloona

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

İbrahim, işiniz nedir ey elçiler demişti.

31

قَالُوْۗا اِنَّاۗ اُرْسِلْنَاۗ اِلٰى قَوْمٍ مُّجْـرِمِيْنَ۝۳۲ۙ
Qaloo inna orsilna ila qawmin mujrimeena

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik.

32

لِنُرْسِلَ عَلَيْہِمْ حِجَارَۃً مِّنْ طِيْنٍ۝۳۳ۙ
Linursila AAalayhim hijaratan min teenin

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için.

33