Al-Adiyat (ٱلْعَادِيَات) (TR)

١٠٠ - ٱلْعَادِيَات

100 - Al-Adiyat (TR)

وَالْعٰدِيٰتِ ضَبْحًا۝۱ۙ
WaalAAadiyati dabhan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Andolsun soluya soluya koşanlara.

1

فَالْمُوْرِيٰتِ قَدْحًا۝۲ۙ
Faalmooriyati qadhan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.

2

فَالْمُغِيْرٰتِ صُبْحًا۝۳ۙ
Faalmugheerati subhan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Sabah çağı, düşmanı basanlara.

3

فَاَثَرْنَ بِہٖ نَقْعًا۝۴ۙ
Faatharna bihi naqAAan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken her yanı toza, dumana boğanlara.

4

فَوَسَطْنَ بِہٖ جَمْعًا۝۵ۙ
Fawasatna bihi jamAAan

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Derken düşman topluluğunun ta ortasına dalanlara.

5

اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّہٖ لَكَنُوْدٌ۝۶ۚ
Inna alinsana lirabbihi lakanoodun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Şüphe yok ki insan, Rabbine karşı pek inatçıdır, pek nankördür.

6

وَاِنَّہٗ عَلٰي ذٰلِكَ لَشَہِيْدٌ۝۷ۚ
Wainnahu AAala thalika lashaheedun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve şüphe yok ki o, buna tanıktır.

7

وَاِنَّہٗ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيْدٌ۝۸ۭ
Wainnahu lihubbi alkhayri lashadeedun

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve şüphe yok ki insan, hayrına yarıyan malamülke karşı da pek düşkündür, pek nekestir.

8

اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُوْرِ۝۹ۙ
Afala yaAAlamu itha buAAthira ma fee alquboori

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Fakat bilmez mi ki kabirlerdekiler, dışarı çıkınca.

9

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُوْرِ۝۱۰ۙ
Wahussila ma fee alssudoori

Turkish

Abdulbaki Golpinarli

Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.

10